Yönetim Danışmanı |  / İç denetim iç kontrole karşı (mı?)

Eğitimlerde ve/veya danışmanlık projelerinde anlatılan güzel hikâyelerden biridir “Balta”...

Aynı ormanda 2 ormancı ağaç kesiyormuş.

İlk olan, ormana çok daha erken gelmekte, öğle yemeği dâhil hiç ara vermeden ve dinlenmeden ağaç kesmekte ve diğerinden 1-2 saat sonra, gece karanlığında anca evine dönmekteymiş. Diğeri ise sabah normal bir saatte ormana gelmekte, arada bir mola verip dinlenmekte ve hava kararmadan önce evine gitmekteymiş.

Bir gün, 1 hafta boyunca kimin daha fazla ağaç keseceğine dair aralarında iddiaya girmişler ve aynı tempoda çalışmışlar

Bir hafta geçtikten sonra, kesilen ağaçlar sayılmış. Çıkan sonuç şaşırtıcı. Çünkü normalde daha fazla ağaç kesmesi beklenen ilk ormancının değil, diğer ormancının daha fazla ağaç kestiği çıkmış ortaya. İlk ormancı, şaşkın. Merakla sormuş diğerine.

- Bu nasıl olabilir? Ben senden daha çok çalıştım. Senden daha erken ağaç kesmeye başladım, eve senden daha geç döndüm. Ama sen benden daha fazla ağaç kestin. Bunu nasıl başardın, sırrın nedir?

Diğer ormancı tebessümle yanıt vermiş,

- Bir sırrım yok. Sen durup dinlenmeden çalışırken, ben birkaç ağaç kestikten sonra oturup hem dinleniyordum hem de baltamı biliyordum. O yüzden daha keskin bir baltayla ve daha az bir çabayla, daha kolay ve daha fazla ağaç kesebildim.

Hikâye böyle...

Bu ve buna benzer hikâyeler ile yönetim bilimi adına pek çok konu için örnekleme yapılabilir. Ancak, kontrol ve denetim açısından bakıldığında, en son söyleyeceğimiz sözü en başta söyleyelim:

"Denetim ağaç kesmek eylemi ise kontrol bu eylemi yerine getirirken dinlenmek ve baltayı bileme bilincine, mantığına sahip olmaktır. Kontrol bilincine sahip olmayan şirketlerin, denetim işinde başarılı olmaları - hikâyede de yer aldığı gibi- mümkün değildir."

Bu nedenle, daha fazla sayıda ağaç kesmek isteyen, yani daha verimli ve etkin bir denetim faaliyeti yürütmek isteyen şirketler, öncelikle dinlenip baltalarını bilemek, yani şirket sahibinden en alt seviyedeki çalışana kadar, kontrol faaliyetinin zorunluluğuna inanmak, bunun gereklerini yerine getirmek zorundadırlar.

Bu yüzden iç denetim, iç kontrole karşı değildir!... Kafalardaki karışıklığı nedenine gelince, Yeni Türk Ticaret Kanunu ile birlikte, Şirket sahiplerinin şirketlerin ayakta kalabilmesi ve sürdürülebilir karlar ile sağlıklı işletilebilmesi için “iç kontrol” sağlama yükümlülükleri ilk defa yazılı hale geldi. Böylelikle, bugüne kadar “iç denetim” olarak süregelen kavramın yanına bir de “iç kontrol” kavramı eklenmiş oldu ve bu da kavram karmaşasına yol açtı.

Daha somut bir örnek vermek gerekirse, yönetim hiyerarşisi ve bu hiyerarşiye uygun olarak oluşturulmuş en basitinden bir organizasyon şeması olmayan şirketlerde, sağlıklı bir denetim faaliyetinden bahsedilemez. Aynı şekilde görev ve sorumlulukların belirlenmediği, kuralların konulmadığı şirketlerde de denetimin hangi somut/objektif kriterlere göre yapılacağı bilinemez. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün...

Aslına bakarsanız, bu bir yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan durumu değil! Bağlantıyı anlayıp kurabilmek için, her iki kavramı da doğru tanımlamak gerek. Kontrol kavramını daha genel ve kapsamlı, denetim kavramını da, daha dar ve konuya özel olmakla birlikte kontrolün vazgeçilmez bir parçası olarak görmek, sorunu büyük ölçüde çözüyor aslında.

Gelin, en bilinen haliyle “iç denetim” misyonu ile günlük hayatımıza yeni yeni giren “iç kontrol” misyonu hakkında bilinmeyen ve/veya yanlış bilinen doğruları birlikte değerlendirelim...

Öncelikle, sıradan basit bir şirket düşünelim.

Her şeyden önce, şirketlerin faaliyetlerini etkin ve verimli bir şekilde yürütebilmeleri gerekir. Bu nedenle, faaliyet alanlarıyla ilgili mali verilerinin güvenirliğinin sağlanması açısından, yürüttükleri iç kontrol faaliyetinin de etkin bir şekilde yerine getirilmesi ve işlevsel olması önemlidir. Bu noktada iç kontrolün etkinliğinin değerlendirilmesinde iç denetime de önemli görevler düşmektedir. Yani iç denetim kavramı, iç kontrol kavramının olmazsa olmazlarındandır. Bu tespitten de anlaşılabileceği gibi, her iki kavram da birbirinden ayrı olmakla birlikte birbirini bütünleyen/destekleyen kavramlardır.

İç Denetim ve iç kontrol arasındaki anlam farkının netleştirilmesi, en çok bu konudaki taleplerin doğru anlaşılıp doğru karşılanması açısından önemlidir.

Çoğu şirkette, şirket sahibi ve yöneticilerinden gelen iç denetim talebi; maalesef karşılanamamaktadır. Çünkü birçok şirkette iç kontrol anlayışı ve altyapısı kurulabilmiş değildir. Henüz iç kontrol sistemini kurmamış şirketlerin iç denetim talepleri ne kadar yersiz ise iç denetim uygulamaları ile desteklenmeyen iç kontrol sistemleri de bir o kadar verimsiz olabilmektedir. Bu nedenle, şirketlere bu konularda destek vermeden önce gerçek ihtiyacın doğru anlaşılması, durumun şirket sahibi ve/veya yöneticilerine doğru anlatılması ve beklentilerin bu doğrultuda netleştirilmesi, bu konudaki destek süreci ve sonrasındaki hayal kırıklıklarını da en aza indirecektir. Denetim profesyonelleri ve danışmanlar olarak bizleri en çok yoran da bu farkındalığın oluşturulmasıdır.

Büyük resime baktığımızda,

  • Her şeyin öncesinde asıl olan; şirkette kurulmuş ve işleyen bir iç kontrol sisteminin olup olmadığıdır. Başta firma sahibi ve yöneticiler olmak üzere tüm çalışanların “iç kontrol” konusunda ilgili, bilgili ve istekli olmaları bile bu konudaki ön kriterlerden birisi olarak değerlendirilmektedir.
  • Sözde istekli ama özde hiçbir kontrole karşı olumlu bakmayan bir organizasyonda, aşılması gereken ilk engel, bu konudaki olumsuz düşünce ve yaklaşımlardır.
  • İç kontrol konusunda gerekli adımı atmamış, başta organizasyonel yapı ve görev dağlımı gibi gereken uygulamaları hayata geçirmemiş bir şirkette iç denetimden bahsetmek, pusulası bile olmayan bir gemi ile okyanusa açılmak gibidir.
  • Buna rağmen yapılmaya çalışılan bir iç denetim uygulaması, sübjektif kural ve kriterlere göre yapılacağından şirket içerisindeki çalışma barışını olumsuz etkileyecek ve şirkete fayda değil zarar getirecektir.

İç denetim konusunda hassas olan denetim profesyonelleri ve danışmanlar, bu ayrımı çok iyi yapabilmek ve muhataplarına öncelikle iç kontrol mantığının gerekliliğini anlatabilmek için çalışırlar. Çünkü bilirler ki; başarılı bir iç denetim faaliyeti, ancak iç kontrol kavramının varlığı ve işlerliği kadar başarılı olabilir.

Sevgiyle kalın.

Yönetim Danışmanlığı mesleğinin daha iyi anlaşılabilmesi adına...