Artık aile şirketi danışmanlığında yeni şeyler söyleme zamanı geldi de geçiyor. Dünya ile eş zamanlı olarak "aile ofisleri"ne hazırlık yaptığımız bugünlerde, ezber bozup sorulmayan soruları sorma zamanı şimdi...
"Size göre hangisi daha önemli ve öncelikli? Aile şirketi mi yoksa Aile'nin kendisi mi?"
Öncelikle aile şirketlerine destek veren tüm danışmanların, bu soruya verecekleri samimi cevap; ailelerin ve aile şirketlerinin geleceğinde gerçekten de çok önemli ve belirleyici olacaktır...
Aile Ofisinin Eşiğindeki Yol Ayrımı; Aile Şirketi Mi, Aile Mi, Şirket Mi?
Günümüzde, aile şirketi danışmanlığının içerik ve kapsamı tartışıladursun, dünya uygulamalarındaki kabuk değişimi eşzamanlı olarak ülkemizde de yaşanıyor. Aile servetinin sürdürülebilirliği ile ilgili birçok hizmetin bir arada ve entegre olarak sunulduğu “Aile Ofisi” genel tanımlaması, aile-şirket ilişkilerinin yönetimini önceliklendiren klasik yaklaşımın yerini alıyor. Bu konu önümüzdeki dönem sıkça gündeme geleceği için şimdilik başka bir konuya değinmek isterim.
Bu aralar, işlerinde başarılı olmuş 1. ve 2. kuşakların hem mevcudu yönetmek hem de işlerini bir sonraki kuşağa devretmek konusundaki çaba ve endişelerine şahit oluyorum. Neden çaba gösterdiklerini az çok anlamak mümkün ama ben “neden endişe duydukları” konusunda birkaç tespitimi sizler ile paylaşmak isterim...
İşleri (şirketi) devretmeye hazırlanan mevcut kuşak endişeli, çünkü;
- Yeni kuşağı bu konuda yetersiz görüyorlar. Kendileri - ama sıfırdan başlarken ama bir önceki kuşakla birlikte çalışırken - işin her türlü zorluğunu yaşayıp piştiklerini düşünürlerken, yeni kuşağın bu konuda yeterince pişmediğini düşünüyorlar.
- Yeni kuşağı bu konuda isteksiz görüyorlar. Kendileri başlarken, belki de mecburiyetten bu işe yöneldikleri halde, mevcut kuşağın günümüzdeki imkânları ve alternatifleri nedeniyle kararsız kaldıklarını düşünüyorlar.
Bu arada, işleri devralması beklenen yeni kuşak da, kendilerine zorunlu olarak yüklenmeye çalışılan bu görev ve sorumluluktan çok da memnun değiller.
- Hayat, mevcut imkânları ve konforu ile devam etsin ama ben bu konuda herhangi bir zorluk yaşamayayım beklentisi içindeler.
- Okuyanlar, okula okul ekleyerek veya mevcut okulu uzatarak konforlu “öğrenci” olma avantajlarını devam ettirme, okumayanlar ve/veya bir şekilde mezun olanlar da işin cefasını çekmeden doğrudan patronluk masasına oturma telaşındalar.
Hal böyleyken, aile şirketi danışmanlığında artık başka sorular sorulmalı diye düşünüyorum.
Klasik yaklaşımdaki;
- Aile şirketleri nasıl yönetilmeli?
- Aile şirketleri nasıl ayakta kalır?
- Vb. sorular artık geride kalmalı.
Bu klasik sorular yerine “Aile” ve “Şirket” kavramlarını “Aile Şirketi” nden farklı görüp ayrı ayrı değerlendirecek yeni sorular bulmalıyız.
- Aile, bu işi devam ettirmeli mi?
- Aile, bu işi devam ettirecekse hangi şartlarda ve nasıl yönetmeli?
- Aile bu işteki yönetme/karar alma sorumluluğunu kısmen/tamamen devredebilir mi?
- Aile bu işten çıkacaksa, bu süreç nasıl ve ne şekilde olmalı?
- Aile şirketinin kısmen/tamamen devri sonrasında yeni durumu nasıl kurgulanmalı?
- Aile, mevcut servetini veya gelecek yeni kaynaklarını nasıl değerlendirmeli?
- Ailenin her konudaki mevcut riskleri neler olabilir? Bunlar nasıl yönetilebilir?
- Ailenin yeni işler yeni yatırımlar konusundaki yaklaşımı nasıl olmalı?
- Vb...
Özetleyecek olursak; aile şirketi danışmanlıklarında artık Şirket’in varlığı ile Aile’nin geleceği ayrı ayrı değerlendirilmeli ve eğer Aile’nin gelecek projeksiyonunda,
- Aile’nin gelecek projeksiyonunda Şirket olacaksa, buna göre sürdürülebilirlik süreçleri yürütülmeli,
- Aile’nin gelecek projeksiyonunda Şirket olmayacaksa hem şirketin hem de ailenin gelecek planları ayrı ayrı yapılmalıdır.
Şirketler, hiçbir zaman Ailelerin varoluş sebebi olmadılar, olamazlar. Ancak; Aileler her zaman kurucu/yatırımcı olarak şirketlere can veren ve onları ayakta tutanlar olmuştur. Bu nedenle, asıl meselemiz; Aile’nin maddi manevi tüm serveti ile birlikte sağlıklı ve sürdürülebilir bir hayata kavuşmasını sağlamak olmalıdır.
Kısacası; Aile de Şirket de birbirleri ile ilgili bir zorunluluk içinde olmamalı, yeri ve zamanı geldiğinde eğer gerçekten gerekiyorsa, planlı ve karlı bir şekilde ayrı ayrı yollara gidebilmelidir.
Zamane gençlerinin diliyle “Aile candır!”.
Sevgiyle kalın...

