Siz, hiç gözleriniz kapalı, karanlığın içine doğru 400 mt. koştunuz mu?...
Hayal etmesi bile zor. Görememek bile yeterince zor bir durumken, buna rağmen belirli bir mesafeyi rakiplerinizin önünde belirli bir sürede koşma becerisi herkese göre değil. Şüphesiz çok zor olan bu mücadeleyi veren, görme engelli sporcularımız var. Evet, yanlış okumadınız “görme engelli sporcularımız” var. Sayıları dünyadaki diğer ülkelere göre daha az olsa da, Türkiye’de yetişmiş ve her türlü fiziki engele rağmen tüm hayatlarını spora adamış, görme engelli, zihinsel engelli, kas sistemlerinde sorunlu, ampute ve tekerlekli sandalye ile mücadele veren atlet ve sporcularımız var..
Önce kısa bir bilgilendirme...
Geçtiğimiz günlerde Brezilya’nın başkenti Rio’da bir şeyler oldu. 5-21 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen 2016 Rio Olimpiyatlarından sonra bu kez de 7-18 Eylül tarihleri arasında 2016 Rio Paralimpik Olimpiyatları düzenlendi. Yani, bu kez de 160 ülkeden 4.148 fiziki engelli sporcu, okçuluk, atletizm, bocce, durgun su kano, yol bisikleti, pist bisikleti, binicilik, 5'li futbol, 7'li futbol, golbol, görme engelliler judo, halter, kürek, yelken, atıcılık, oturarak voleybol, yüzme, masa tenisi, triatlon, tekerlekli sandalye basketbol, tekerlekli sandalye eskrim, tekerlekli sandalye tenis ve tekerlekli sandalye ragbi branşlarında madalya mücadelesi verdiler...
Herbiri birbirinden heyecanlı ve ilginç geçen bu mücadeleleri canlı izleme şansınız, artık maalesef yok. O yüzden sizden ricam; en azından, T11 ve T13 olarak adlandırılan görme engelliler pist yarışlarının en azından birini internetten izlemeniz. Sonra bu yazıyı tekrar okumanız tabii ki...
Gelelim konumuza...
Karanlığa koşmak zor. Çoğumuz için tahmin etmek bile güç. Çünkü görme yeteneğine sahip olan çoğumuz, gündelik hayatımızda basit bir adım atarken bile önümüzü görmeye, daha ilerideki olası bir olumsuzluğu görerek temkinli hareket etmeye alışığız.
Peki ama, görme engelli atletler bunu nasıl becerebiliyorlar?
Öncelikle içlerindeki yaşama ve başarma azmi ve sonrasında da “kılavuz atletler” ile başarabiliyorlar bu zorlu mücadeleyi. Yukarıdaki resimde görünen ve üzerinde “guide” yazılı formaları olan kılavuz atletler, görme yeteneğini tamamıyla kaybetmiş görme engelli atletler ile birlikte tüm pisti yanyana koşuyor ve onları hedeflerine ulaştırmaya çalışıyorlar.
Kılavuz atletler, kılavuzluk yaptığı görme engelli atletler ile tam bir paylaşım içinde koşuyorlar. Birisinde vücudun sağ tarafı diğerinde de sol tarafı çalışıyor. Kılavuzun sporcudan daha hızlı ya da yavaş koşması da kurallara aykırı. Bu nedenle, büyük bir denge söz konusu.
Sonuçta, Dünya ve/veya Avrupa çapında derece yapmış bir atlet ile koşmak herkesin harcı değil. Kılavuzlar da en az sporcu kadar azimli ve güçlü olmak zorundalar. Sonuçta, kılavuzlar da aynı rekabetin içinde oldukları için, koşu sırasında sporcunun göremediğini görüyor, ortak performanslarını diğer rakiplerin performansına göre ayarlamaya çalışıyorlar. Gerektiğinde tempo düşürüyor gerektiğinde ise tempo arttırıyorlar. Ortak hedefleri, yarışı tamamlamak ve tabii ki birinci gelmek.
Sonuç olarak...
Kılavuz atlet olmak; hem rehberlik yapmayı hem de atletlik becerisinin gerekli olduğu bir durum. Kılavuz atlet olarak koşmak, yalnız koşmaktan çok daha zor. Önce kendinizi, kılavuzluk ettiğiniz sporcuya kabul ettirecek onun güvenini sağlayacaksınız, sonra en az onun kadar iyi koşacak ve hatta onu daha iyi derecelere zorlayacak yüksek bir performans sergileyeceksiniz.
Destek konusu ne olursa, danışmanlar için de aynı zorluklar vardır. Danışmanlar da, önce kendilerini firma sahibi ve/veya çalışanlarına kabul ettirmek ve onların güvenini sağlamak zorundadırlar. Sonrasında, şirket için ulaşılabilir ama zorlayıcı hedefler belirler ve bu hedeflere ulaşmak için şirket ile birlikte ve en az onlar kadar yüksek bir performans gösterirler.
Sözün özü, önlerinde birçok belirsizlik ve karanlık nokta bulunan ve çoğu zaman karanlığa koşmak zorunda olan şirketler için başarının yolu “kılavuz atlet” kullanmaktan geçer. Kılavuz atlet olarak koşan danışmanların görevi ise, şirketin göremediklerini görmek, eksiklerini tamamlamak ve şirket performansının çok üzerinde bir performans göstererek şirketi de bu seviyeye yükseltmektir.
Sevgiyle kalın.
