Aynı başlıktaki yazımızın ikinci bölümü...
Aynı başlıktaki yazımızın 1.bölümünde, çok ciddi bir yazılı kural ve teamüller bütünü olan uçuş serüvenine yolcular gözünden bir değerlendirme yapmış, yazımızın sonunda da uçuşun asıl kahramanları olan uçuş ekibinin cephesinden (bambaşka) bir değerlendirmeyi ise bir sonraki yazımızda ele alacağımızı duyurmuştuk. İşte bu yazı o yazı… Hazırsanız başlayalım...
Giriş...
Siz hiç 1 günlük bir şirketin koyulan hedefe doğrudan ve başarı ile ulaşabildiğini gördünüz mü?
Şimdi, öyle bir şirket düşünün ki, o gün kurulsun, başta genel müdür ve diğer yöneticiler olmak üzere tüm çalışanları tamamen yeni olsun ve birbirlerini hiç tanımasın, buna rağmen amaç birliği yaparak kendileri için konulmuş günlük hedefe ulaşabilsinler!
Gerçek dışı hatta hayal ötesi bile gelebilir. Ancak böyle şirketler, ya da daha doğru bir deyişle böyle "iş birimleri" var...
Son dönemlerde giderek daha da yaygın olarak kullanmaya başladığımız havayolları ulaşımında her uçuşu bir proje, her uçuşta görevli personeli de bu projenin çalışanları olarak düşünebilirsiniz. İşte bu yazıda, "basit" ama çok ciddi bir yazılı kural ve teamüllere göre gerçekleşen bir "uçuş projesi"ni uçuş personeli açısından görmeye ve göstermeye çalışacağız. Hani, uçuşlarımızda uçağa binerken bizi kapıda güler yüzle karşılayan kabin ekibi var ya, işte onların sadece 1 uçuşunun önünü ve sonunu paylaşmaya çalışacağız sizler ile
Daha önceki yazımızda da bu yolculuğa, yolcu açısından bakmış ve detaylarını değerlendirmiştik. Oradakiler gibi buradaki detaylara da şaşıracaksınız...
Gelişme...
Sabahın saat 04.00’ünde çalan alarm ile uyandığında aslında yapacağı her şey, atacağı her adım bellidir kabin görevlisinin. Şirketinin kendisine vermiş olduğu üniformasını giyip yine kuralları konulmuş kişisel bakım ve/veya makyajını tamamladıktan sonra havaalanının yolunu tutar. Bu seyahat bazen kendi aracı ile bazen de şirketinin personel için tahsis ettiği servis aracı ile olabilir.
Havaalanına geldiğinde ilk uğranacak yer, yapacağı uçuşta birlikte olacağı diğer kabin görevlileri ile bir araya gelip görev dağılımının netleşeceği brifing odasıdır. Aslında bir kabin görevlisinin sahip olması gereken nitelikler ve üstleneceği görev ve sorumluluklar daha mesleğe girerken belirlenmiştir ama her uçuş ayrı bir iş, ayrı bir proje ve ayrı bir ekiptir...
Brifing odasında, diğer kabin görevlileri ile tanışılır, kabin amiri tarafından görev dağılımı yapılır. Uçuş saati yaklaştığında uçağa geçiş yapılır. Ancak uçağa binmek öyle kolay değildir. Uçağın ve uçuşun tek hakimi kaptan pilot (commander) tur. Bu nedenle, kaptan pilot uçağa binmeden ve/veya uçağa geçebilirsiniz komutu vermeden kimse uçağa binemez.
Uçuş saatine daha çok vardır ama uçuş prosedürü çoktan başlamıştır.
Uçağın iç temizliği, uçuş kartlarının eksiksiz olması vb daha birçok iş, kabin görevlilerinin bilmediğimiz görevlerindendir. Bu kontrol sağlandıktan ve varsa eksikler giderildikten sonra yolcular beklenmeye başlanır. Kabin amirinin bilgilendirmesi ve kaptan pilotun onayı olmadan uçağa yolcu alımı başlayamayacağından, kabin amiri de tüm bu yapılanların takip ve kontrolünü sağlar. Kabin amirinin bilgilendirmesi ve kaptan pilotun da onayı ile birlikte yolcu kabulüne onay verilir.
Derken yolcular gelmeye başlar...
Kadın, erkek, yaşlı, çocuk ayrımı yapmadan çok farklı profillerde yolcu uçaktaki yerini almaya başlar. Uluslararası uçuşlarda buna ırk, dil ve din farklılıkları da eklendiğinde çok daha zorlaşır kabin ekibinin işi. Ancak, diğer birçok eğitimin yanı sıra aldıkları yoğun iletişim becerisi eğitimleri sayesinde en zor durumlara hazırlıklıdırlar. Zaman zaman bazı aksilikler yaşansa da kabin görevlilerinin yolcular ile iletişimi genel olarak başarılıdır. Havayolu çalışanlarının tamamı, çok ciddi ve sürekliliği olan bir eğitim sürecinden geçerler. Çünkü hata yapmamak için öğrenmek ve öğrendiğini güncel tutmak önemlidir.
O çok bilindik ikram faslının detayına girmiyorum. Zira, özellikle de kısa mesafe uçuşlarında ikramın başlaması, tamamlanması ve sonrasında boşların (çöplerin) toplanması göz açıp kapayıncaya kadar tamamlanıverir. Hatta bazı uzun yurtdışı uçuşlarında, ikram sonrası kabin içi satışa bile zaman kalır. Uçuş süresi ile paralel zaman baskısı, ancak ve ancak doğru yapılan bir zaman yönetimi ile aşılabilir. O yüzden yazımızın 1.bölümünde de belirttiğimiz gibi, sorulacak sorular bile kısa, net ve standarttır: “Ne içersiniz?”
Sonuç...
Derken yine bilindik “alçalmaya başlıyoruz” anonsu, masa, güneşlik, koltuk, kemer kontrolü ve uçağın piste teker koymasının ardından körüğe ve aprondaki park yerine ulaşması ile son bulur. Merdivenin kapıya yanaşması ve dışarıdan gelen onay ile kapının açılarak yolcuların tahliyesi aşamasında onlar yine kapıda uğurlarlar yolcularını. Ama iş hala bitmemiştir. Çünkü yolcuların tamamı uçağı terk ettikten sonra, kabin içinde son bir kontrol yapılarak, yolculardan kalan eşya vb olup olmadığına bakılır.
Çoğu kabin görevlisinin görevi bu noktada sonlansa da kabin amiri ve kaptan pilotun bu uçuşa dair hazırlamak zorunda oldukları raporları vardır. Uçuşa dair genel durum ve kabin görevlilerinin performanslarının da değerlendirildiği bu raporların tamamlanması ve ilgili birimlere iletilmesi ile birlikte uçuş da tamamlanmış sayılır. Bu raporların en büyük özellikleri, hem teknik hem de idari birimlere anında geribildirim sağlayabilmeleridir.
Kısa uçuş aralarında kabin ekibi uçaktan ayrılamaz. Zorunlu hallerde kaptan pilotun bilgisi ve onayı ile kısa süreli ayrılmalara izin verilebilir. Şehir dışına yapılan ve konaklama gerektiren durumlarda, uçuş ekibinin nerede konaklayacağı, nerelerde yemek yiyebileceği ve hatta bir tavsiye kararı olarak bir sonraki uçuş öncesinde ne tür bir beslenme yapılması gerektiği bile yazılı bir kurallar bütünüdür.
Bu kurallar öylesine detaylıdır ki;
- Personelin uyku düzenine kadar düzenleyici kurallar içerir. Gündüzcüler için ortalama olarak 22:00, gececiler için de 01:00 olarak öngörülmüş bir uyuma saati vardır. Çünkü uykusuzluk en büyük stres kaynaklarından biri olarak kabul edilmektedir. İyi ve kaliteli bir uyku; dikkatin toplanması, öğrenme, hafıza ve duygusal dengeyi olumlu yönde etkiler. Bu nedenle ekip üyeleri her uçuş öncesinde en az 8 saatlik istirahati gerçekleştirmekten şahsen sorumludurlar.
- Beslenme açısından da asla aç kalınmaması ve mesaiye tok başlanması resmen önerilmektedir. Beslenme düzeni ile ilgili olarak vardiya öncesi veya vardiya sırasında karbonhidrat bakımından zengin yiyeceklerin tercih edilmesi, aşırı tüketilmesi halinde huzursuzluk hissi, az uyanıklık, kararsızlık, çabuk sinirlenme ve uykuya dalma gibi etkilerde bulunabilecek protein, yağ ve rafine şekerlerin çok miktarda tüketilmesinden kaçınılması tavsiye edilmektedir. Özellikle şeker stres seviyesini direkt etkilediğinden, baş ağrısı, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, stresi arttıracağı ve kişinin kendini depresyona girmiş ve uyuşuk hissetmeye başlayabileceği uyarısı yapılmaktadır.
- ...
Bir havayolu şirketi niçin bu kadar detaylı bir kurallar bütünü oluşturur ve uygular?.
Çünkü konusu ve amacı ne olursa olsun “yönetmek” zordur. Hele ki, risk yüksekse yönetmek çok daha zorlaşır. Havayolu şirketlerinin önünde bir istatistik bilgi vardır. Buna göre; havayollarında meydana gelen kazaların ortalama olarak %72-73’ü personel kaynaklıdır. Aynı istatistiğe göre uçaklardan kaynaklı kazalar %9-10 iken hava koşullarından kaynaklı kazaların oranı ise ancak %4-5 arasında gerçekleşmektedir. Bu nedenle, yönetilmesi ve minimize edilmesi gereken en önemli risk de, kokpitten, kabine, kuleden aprona kadar her noktada görev alan havayolu çalışanlarıdır.
...
Şimdi en baştaki sorumuza geri dönelim: Siz hiç 1 günlük bir şirketin koyulan hedefe doğrudan ve başarı ile ulaşabildiğini gördünüz mü?
Evet, hava taşımacılığı sektöründe günde belki binlercesi yaşanıyor. Demek ki; şartlar ve koşullar ne olursa olsun düşmeden havada kalmak ve hatta uçmak mümkün!
Yeter ki hatalardan yeterince ders alınsın, istatistiklerden faydalanılsın, riskler net olarak belirlensin, verilen önleyici ve geliştirici eğitimler ile risk yönetimi başarı ile uygulansın, her türlü uygulama başarı ile takip/kontrol edilerek geri bildirimler ile beslenebilsin.
Havayolu şirketleri yapabiliyorsa niçin diğer şirketler de yapamasın?
Görünen o ki; bu açıdan bakıldığında, şirket yönetirken hayattan ve hatta en basit bir kısa mesafe uçuşundan bile alınacak çok ama çok dersler var...
NOT: Bu yazımda bana deneyimleri ve paylaşımları ile destek veren arkadaşım meslek profesyoneli, kıdemli kabin görevlisi ve eğitmen Sn. Esin Ergin KURT’a teşekkür ederim. Dilerim başarılı mesleki kariyerini eğitmenlik kariyeri ile daha da yükseklere taşır.
Sevgiyle kalın.
