Yönetim danışmanları olarak, aday şirketler ile ilk görüşmemizde onları dinler, nasıl yardımcı olabileceğimizi anlamaya ve anlatmaya çalışırız.
Benim gibi 40’lı yaşlarını sürenler onu ünlü bir sıvı yağ markası olarak bilseler de, kırlangıç hakkında bilmemiz gereken çok daha fazla şey var.
Hemen hemen bir “serçe” büyüklüğünde olan bu göçmen kuşların, kanatlarının kendilerine has şekillerinden, dünyanın (kutuplar) hariç her bölgesinde yaşayabilme becerilerine, saatte 160 km’ye yaklaşan uçuş mesafelerinden kendi içlerindeki yardımlaşmaya kadar, bilinmesi gereken o kadar çok özellikleri var ki!
Ancak hepsinden öte dikkatimi çeken öyle bir özellikleri var ki, buna şaşırmamak ve hatta imrenmemek elde değil. Şöyle ki; Kırlangıçlar yerini özenle seçip bir mimari titizlikle yapıp çamurla sıvadıkları yuvalarını asla şaşırmazlar ve her sene göç sonrası aynı yuvalarına geri gelirler. Daha doğru bir deyişle anne-baba kırlangıcın ömrü yetmese bile yavru kırlangıçlar mutlaka yumurtadan çıktıkları yuvaya geri dönerler ve anne-babalarından aldıkları geleneği devam ettirirler. Çünkü bir rivayete göre kırlangıçların ömrü sadece 6 aydır. Yani, bu sene yuvasını yapan bir anne-baba kırlangıcın göç sonrası aynı yuvaya geri gelmesi mümkün değildir. Ancak 2.kuşak ve sonrası yavru kırlangıçlar bu döngüyü devam ettirirler.
Hal böyle olunca, insan düşünmeden edemiyor. Keşke, yeryüzünün en gelişmiş canlısı olarak insanoğlunun da genetik kodları ve sezgileri bu kadar güçlü olsa. Fiziki benzerlikler ve birkaç kişilik/karakter özelliği dışında, keşke insanlar da kendi aile geleneklerini uzun yıllar kesintisiz olarak sürdürebilseler.
Düşünebiliyor musunuz? Eğer böyle olabilseydi, şirketlerimizin ömürleri de çok daha fazla olabilirdi. Zira, kuşak çatışması olmayacağından ve tüm iş yapış şekilleri, ticari beceriler kuşaktan kuşağa geçeceğinden, şirketlerin devamlılığı açısından önemli bir olumsuzluk da ortadan kalkacaktı.
Nasıl mı? Sözünü ettiğimiz iş yapış şekilleri ve ticari beceriler o kadar önemlidir ki; bugün 100 yaşını aşmış, 3.-4. Kuşak tarafından yönetilen birçok şirketin en önemli ortak noktası; bu şirketlerin imalat yapıyor olmalarıdır. Çünkü imalatta, süreçler bellidir ve nettir. Kuşaktan kuşağa değişmezler. Ancak, teknolojinin gelişimine ve kullanımına paralel olarak değişen süreçler vardır. İşte bu yüzdendir ki; imalat yapan şirketlerde kuşaktan kuşağa aktarılması gereken bilgi ve beceriler diğer ticari işletmelere göre çok daha azdır.
Kırlangıçlar kadar gelişmiş geleneksel sezgileri olmasa da insanoğlu, yeryüzünün en gelişmiş ve en akıllı canlısıdır. Bugüne kadar birçok zorluğu aşan insanoğlu, kurduğu şirketlerin uzun yıllar yaşamasının sırrının kurumsallaşmadan geçtiğini er geç anlayacak ve gereğini yerine getirecektir. Danışmanlar olarak bizlere düşen en büyük görev de bu yolda, şirketlerimizi bir kırlangıç sezgisiyle en doğru şekilde yönlendirmek ve destek vermek olacaktır.
Sevgiyle kalın.
