Yönetim Danışmanı |  / Bilmediğini Bilmemek

Sıradan bir filmin sıradan bir repliğinde “Öğrenmenin önündeki en büyük engel, bilmediğini bilmemektir!” diye bir tespit yapar filmin kahramanı. Oysa, “öğrenmek” belki de dünya üzerinde insanoğluna tanınmış en büyük ayrıcalık. Sebebi ne olursa olsun, insanın bu ayrıcalığı reddetmesi herşeyden önce kendisine ve sonrasında da yaşadığı bu dünyaya büyük bir haksızlık gibi geliyor bana...

İş hayatım boyunca, bilmediğini bilmeyip (herşeyi bildiği düşüncesi ile) kendisini öğrenmeye kapatmış o kadar çok insanla karşılaştım ki!

Sanırım insanoğlunun en eski zayıflıklarından birisi bu...

En azından antik Yunan Filozofu Sokrates’e kadar gider ucu. Ne demiş ünlü filozof?

“Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir!”

Keşke MÖ 400’lü yıllarda söylenmiş bu söz, bugünlere kadar aynı güçle gelebilmiş ve gerçek değerini bulabilmiş olsaydı. Ama olmamış...

Hal böyle olunca, zincirleme büyüyor iş. Bilmediği için neyi bilmediğini, bilmediğini bilmediği için de neyi öğrenmesi gerektiğini bilmiyor insan. Öğrenme kanallarını kapatıyor ve mevcut bilgisi ve aklıyla yaşamaya, yaşama dair doğru/yanlış tüm bilgilerini başkalarıyla da paylaşmaya çalışıyor.

Aslında bilgiden çok “deneyimler” paylaşılan. Deneyimler doğru ve olumluysa, paylaşılanlar da öyle oluyor. Yanlış ve olumsuz ise de tam tersi.

Söyler misiniz, kimin hakkı var böylesine bir konuda belirleyici olmaya?

Doğru bilinen yanlışların günden güne daha da arttığı günümüz dünyasında, yanlışlardan zarar görenlerin vebali kimin?

Ülkelerin kaderini belirleyen siyasetçi ve politikacılar konusuna hiç girmiyorum bile...

Şirketlerin yönetim sorumluluğu açısından baktığımızda da durum farklı değil!

Kendisini hiçbir şekilde eğitmeyen, eğitse de güncellemeyen, bilmediğini bilmediği için doğru kanallardan danışmanlık desteği almayan bir Şirket sahibi veya üst düzey yöneticinin şirkete dair yanlış kararlarından doğan kötü sonuçlardan kimi sorumlu tutacağız? Çoğu zaman maliyet düşürme kaygısı ile işten çıkarılan çoğu asgari ücretli çalışan mavi yakalı işçileri mi, yoksa sadece söylenenleri uyguladıkları için 3-5 beyaz yakalı orta kademe yöneticiyi mi?

Dostlar, önümüzde gelmekte olan çok farklı bir dünya düzeni var...

Bir gün ABD’deki bir iç siyaset skandalı ile yatıyor ertesi günü ortadoğuda bir savaş ile uyanıyoruz. Arada kaçırdığımız Venezuela tiyatrosunu ve Pakistan-Afganistan dalaşını hiç saymıyorum bile. Bu yazının yazıldığı anda 13. gününe giren ABD-İsrail ve İran savaşının başında 67$/varil olan brent petrol fiyatının 119$/varile kadar çıkıp şu anda +%39 artışla 93$/varilde duruyor olmasının dünya ekonomisine olumsuz etkisini varın siz değerlendirin...

Artık savaşmayan ülkelerin de savaşanlar kadar zarar gördüğü bir dünyada yaşıyoruz. Savaşmayan ülkelerde "can kaybı" olmuyor belki ama ülkelerin geleceğini olumsuz etkileyen ciddi bir "kan kaybı" yaşanıyor.

Türkiye'nin aydın iş insanları ve profesyonelleri olarak, küresel ekonomide bizlere düşen en önemli görev; öncelikle bilmediklerimizden başlayarak kendimizi en kısa sürede bilgi ile donatmak, yeterince bilgi sahibi olmadığımız/olamadığımız alanlarda da bu konuda destek alabilmektir. Türkiye ekonomisinin yükselişi; istisnasız her biri konusunda uzman, bilgisini paylaşmayı kayıtsız şartsız görev sayan yatırımcı, iş insanı ve profesyonellerin sayesinde mümkün olacaktır.

Unutulmamalıdır ki; bilmediği konuların farkında olup dışarıdan destek almak bir acizlik değil, her zaman için bir bilgelik göstergesi olmuştur.

Türkiye ekonomisinin yükselişi; istisnasız her biri konusunda uzman, bilgisini paylaşmayı kayıtsız şartsız görev sayan yatırımcı, iş insanı ve profesyonellerin sayesinde mümkün olacaktır.

Yine bir özlü sözümüz ile bitirecek olursak “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp!”

Saygı ve Sevgiyle...

Yönetim Danışmanlığı mesleğinin daha iyi anlaşılabilmesi adına...