Yönetim Danışmanı |  / Kırlangıç

Sanırım Hollywood imkânları ile çekilmiş fantastik bir Çin filmiydi…

2 büyük ordu geniş bir alanda karşılaşmış ve orduların başkomutanları arasındaki birebir mücadelenin bitmesini bekliyorlardı. Mücadele tam sonuçlanacakken çıkan bir kum fırtınası, tüm hesapları alt üst etti, nispeten güçlü olan komutan (zafere çok yakın olmasına rağmen) tamamen insani bir içgüdüyle mücadeleyi erteleme teklifini getirdi. Yenik düşmek üzere olan ve yine bir o kadar da bilge diğer komutan (yenilgiye çok yakın olmasına rağmen) bu teklifi şartlı kabul ediyor. Şarlarından ilki ordusuna barınma ve yemek imkânı verilmesi, ikincisi de kendisine “düşünecek bir yer!”… Bu şartlar kabul edildiği anda film benim için bitiyor ve günlük olağan yaşamıma geri dönüyorum.
Düşünüyorum…
Önce, ikisi de kazanmak isteyen komutanların, gelen çöl fırtınası karşısında ordularını koruma içgüdüsüyle verdikleri erteleme kararını. Sonrasında, muhtemelen yenik düşecek olan komutanın ordusu için talep ettiği barınma ve gıda desteği ile savaşın ve tabii ki yine ordusunun kaderini belirleyecek nihai karar ile ilgili olarak kendisi için dile getirdiği “düşünecek bir yer” talebini ve diğer komutanın bunu kabul edişini…
Yenilgiye yakın komutanın “düşünecek bir yer” talebi, başka bir yazının konusu olacak kadar derin bir konudur. O yüzden bunu şimdilik pas geçiyorum…
İster istemez, her iki komutanın da liderlik vasıflarını düşünüyorum. Her ikisinin de, kısa vadeli anlık başarıların esiri olmaktan uzak, uzun vadeli ve kalıcı bir başarı için en doğru kararı verme çabalarını düşünüyorum. İşte diyorum, işte liderlik böyle bir şey. Filmin sonunda kim galip gelirse gelsin, “savaşların galibi yoktur” sözünü hatırlıyorum.
İstiyorum ki; kendilerinden liderlik vasfını beklediğimiz firma sahipleri ve yöneticileri de böyle düşünebilsinler. Anlık, günlük ticari kazançların peşine düşmektense, daha uzun vadeli ve sürdürülebilir bir kazancı hedeflesinler. Başarının bir takım işi olduğu düşüncesiyle, tüm çalışanları, müşterileri ve hatta rakipleri düşünerek, herkesin faydasına kalıcı ve yapıcı kararlar verebilsinler. Yönettikleri çalışan topluluklarına değer verip, şirketin asıl başarısını verimli ve mutlu çalışanlar ile sağlayabileceklerini anlayabilsinler.
İşte bu amaçla, şirket desteklerimizin ilk ziyaretlerinde, çalışanların yüz ifadelerine bakarak, çalışırken ne kadar mutlu olup olmadıklarını anlamaya çalışırız. Değerli bir büyüğümün söylediği gibi “bir şirketin ne kadar iyi çalışıp çalışmadığını, çalışanların yüz ifadelerinden anlayabilirsiniz!”. Her koşulda (göreceli) başarı ve kazanç peşinde koşan firma çalışanları ile uzun vadeli sürdürülebilir bir başarıyı hedefleyen firma çalışanlarının yüz ifadeleri inanın çok farklıdır. Siz de çevrenizde yapacağınız küçük bir gözlem ile bu sözün doğruluğunu kolaylıkla test edebilirsiniz.
Cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023 yılına dair iddialı hedefleri olan ülkemiz için hem iş dünyası, hem spor hem de siyaset alanında, mutlu insanlar ve bunlara yöneticilik yapan böyle başarılı liderler diliyorum.

Sevgiyle kalın.

Yönetim Danışmanlığı mesleğinin daha iyi anlaşılabilmesi adına...