Yönetim danışmanları olarak, aday şirketler ile ilk görüşmemizde onları dinler, nasıl yardımcı olabileceğimizi anlamaya ve anlatmaya çalışırız.
Vereceğimiz desteği ve şirkete sağlayacağı faydayı anlatmanın en kolay ve etkili yollarından biri de “Şirketlerin yaşayan, canlı bir organizmaya benzedikleri ve bu organizmanın sağlıklı işleyebilmesi için her türlü olumsuz dış etkene karşı korunmasının gerekliliği” şeklinde olmaktadır. Kısacası şirket doktorluğu olarak anlatmaya çalıştığımız desteğimizi, sağlıklı bir şirket işleyişi için gereken koruyucu, önleyici ve sonrasında da tedavi edici önlemler ile daha da somutlaştırmaya çalışırız.
Bu anlamda, şirketlerin mevcut yapıları ve bu yapılarının güçlülüğü bizler için çok önemlidir. Zira doğru teşhisi koymak ve doğru tedaviyi uygulayabilmek için öncelikle şirketin mevcut yapısını ve bağışıklık sistemini bilmek önemli ve gereklidir.
Kurumsal bağışıklık kavramı bu noktada devreye girer. Kelime anlamıyla “Bir organizmada, mikroorganizmalara ve bunların meydana getirdiği maddelere karşı meydana getirilen ve normal olmayan şartlara karşı koymayı sağlayan doğal ya da sonradan kazanılmış bir direnç.” olarak tanımlanan bu kavram, şirketler açısından bakıldığında da benzer bir anlam taşır.
Şirketler açısından bakıldığında kurumsal bağışıklık; “bir şirketin her türlü iç ve dış etken ile bunlardan kaynaklanan sonuçlar nedeniyle oluşan olağandışı durumlara karşı koyma, ayakta kalma gücü” olarak tanımlanabilir.
Konusu ne olursa olsun, şirketlere danışmanlık hizmeti verenlerin ana amacı; şirketlerin bağışıklık sistemini incelemek, tespitler yapmak, daha da güçlendirip ayakta tutacak uygulamaları önermek ve hayata geçmelerini sağlamaktır. Tıp literatüründeki karşılığı ile bunun en kolay ve en az maliyetli yöntemi “aşı”dır. Bir önleyici tedbir olarak aşı uygulaması organizmayı hastalıklara karşı dirençli hale getirebilmektedir. Böylece, hastalık dönemindeki uzun ve maliyetli tedavi uygulamalarına da gerek kalmamaktadır. Aşı uygulamasının danışmanlık literatüründeki karşılığı da, bir anlamda risklerin tespiti ve olumsuz etkilerini en aza indirgeyecek çalışmaların bütünü olarak tanımlanabilecek “risk yönetimi” uygulamalarıdır. Danışmanlar, risk yönetimi uygulamaları ile önce mevcut ve olası riskleri tespit ederler. Mevcut risklerin olumsuz sonuçlarını en aza indirgeyecek, olası risklerin de gerçekleşmesini önleyecek öneriler geliştirirler. Bu öneriler bir nevi “kurumsal aşı” özelliği taşıdığından çok daha düşük maliyetler ile gerçekleştirilebilir. Bu nedenle, danışmanlık hizmeti doğru verildiği/alındığı sürece maliyetli değil, tam tersine alternatif maliyetleri önleyici bir hizmettir.
Bir şirketin kurumsal bağışıklığının güçlü olması, şirketin sağlıklı bir ömür sürmesinin ilk şartıdır. Bu yönde verilecek her türlü desteğin fayda/maliyet gerçekleşmesi, mutlak suretle şirket lehine ve olumlu olacaktır.
Sevgiyle kalın.
